Skip to content
-
Subscribe to our newsletter & never miss our best posts. Subscribe Now!
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://t.me/
  • https://www.instagram.com/
  • https://youtube.com/
Ankara Egitim

Ankara Egitim gündemi ve önemli gelişmeler

Ankara Egitim

Ankara Egitim gündemi ve önemli gelişmeler

  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
Subscribe
Close

Search

EğitimEkonomiHaberSağlıkTeknoloji

İki buçuk şehrin hikayesi

By Elif Demir
13 Haziran 2026 3 Min Read
İki buçuk şehrin hikayesi için yorumlar kapalı

İki buçuk şehrin hikayesi Posted on 13 Haziran 2026 13 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Olaylar İstanbul ve Ankara’da geçiyor. Bu iki şehrin kendilerine ait buçukları var. Onlara cezaevi diyoruz. Eski adıyla Silivri yeni adıyla Marmara Cezaevi ile Sincan Cezaevi’nin nüfusları ortalama ilçelerden kalabalık. O nedenle bu şehirlerin buçukları olarak anılmayı hak ediyorlar. Bugünkü hikayede “buçuk” olan Marmara cezaevi. Memleketin meşhur tutuklu ve hükümlülerinin bir kısmı orada malum. O kadar ki yasama ve yürütme organları bakımından epey ağırlığı var cezaevi nüfusunun. Elbette dördüncü kuvvet olan basının mensupları da Yatarmatik hesabına göre girip çıkıyor. Gazeteci Alican Uludağ, Ankara ilindeyken, Ankara ilindeki şikayetçilere hakaret ettiği iddiasıyla, Ankara ilindeki evinden gözaltına alınıp İstanbul iline götürülüp burada tutuklanıp İstanbul’un buçuğu olan Marmara Cezaevi’ne gönderildi. Alican Uludağ hakkında dava açıldı, dava Ankara iline gönderildi, ama kendisi Marmara Cezaevi’nde tutulmaya devam etti. Bugün duruşması yapılacak, ama hakim de izne çıkmış. Mesele iyice karıştı. Duruşma henüz başlamadı. Tahliye totemi yaparak yazıyı güncellememeye karar verdim. Devam ediyorum. Sanık Alican Uludağ’ın, Ankara ilindeki adliyede yapılacak duruşmasına, İstanbul ilinden “görüntülü görüşme” yoluyla katılmasının biraz saçma olduğunu söylemek üzere meslektaşları Ankara Adliyesi önünde dün bir basın açıklaması yapmaya karar verdi. “Gazeteciler haber verme haklarının peşine düşmüş, ben de haber alma hakkımı koruyayım”, diyerek açıklamaya katılmaya karar verdim. Ankara Adliyesi’nin önüne gittim. Okuru, izleyicisi olduğum gazetecileri görünce biraz heyecanlandım tabii. Sessizce yanlarına yaklaştım. Fevkalade şık polislerle aralarında bir tartışma vardı. Polislerden laciverdin tonlarında giyinmeyi tercih eden göğüs kafesini dışarı çıkararak “Burada açıklama yapılmaması talimatı var” dedi. Nasıl cümle? Öznesi yok! İyi de karşısında uçaklara alınmayan, salonlara sokulmayan, işlerinden edilen ama mesleği bırakmayan, bir kısmı oldukça kıdemli Ankara gazetecileri var. O kadar olmuyor yani bu işler. Toprak rengi tonlarında kombin yapmış, ekose desenli çok şık bir şapka ile kıyafetini tamamlamış polis, gazetecilerin “Yazılı talimatı görebilir miyiz? Talimatı veren kim?” sorularını “Burada hepimiz birbirini anlayacak olgunluktayız” diye yanıtladı. Ardından bir gazetecinin “Adliye önünde açıklama yapmak yasak mı?” sorusuna sıcak sobaya eli değmiş gibi zıplayarak yanıt veren polis “Biz yasak kelimesini kullanmıyoruz. Biz demedik, siz dediniz” dedi. Talimat kimden geldi, sorusuna yanıt gelemiyor bir türlü. Sonunda laciverdin tonlarında giyinen “Adliye yönetiminin talimatı” deyince yine kısa bir sessizlik oldu. Ben ilk anda “adliye sitesi” diye bir yer var da o sitenin yöneticisi yasak kararı aldı sandım. Ardından “Burası adliyenin bahçesi. Yani bir tür özel mülk. Sizin evinizin bahçesinde açıklama yapılabilir mi?” dedi göğüs kafesini iyice dışarı çıkararak. Gazeteciler bir sabır çekip “Burası kamusal alan. Üstelik burası kaldırım, ne bahçesi, ne avlusu!” deyince top karşı tarafa geçti, yine bir sessizlik oldu. Bir gazeteci “Ankara Adliyesi’nin önünde açıklama yaptığımız nasıl anlaşılacak peki?” diye sorunca ekose şapkalı polis “Eski görüntüler vardır, montaj yaparsınız” dedi. “Vay be! O şapka boşa takılmamış” , dedim içimden. Gazeteci de “Nasıl haber yapacağımızı öğretmeyen bir siz kalmıştınız!” dedi. Yine bir sessizlik oldu. Olan biteni tenis maçı gibi izliyorum. O arada dürülü dürülü telsiz sesleri artmaya başladı, adliyenin önüne dizi dizi çevik kuvvet geldi. Gazeteciler on beş adım kadar yan tarafa gittiler. Ben de yanlarında yürüyorum tabii. Aşırı “sivil” davranan, yeşil tonlarında keten gömlek pantolon tercihi yapmış birinin de bizimle bir sağa bir sola yürüdüğünü fark ettim. Boyu uzun, vücudu esnek. Biraz yaklaşıp belden biraz eğilerek sakince, güzelce konuşulanları dinliyor. Birden “Ben olaysız dağılmak istiyorum ayol!” diye b

Author

Elif Demir

Follow Me
Other Articles
Previous

Altcoin’i Balinası Düşürdü: Fiyat Yüzde 67 Çakıldı, 91 Milyon Dolarlık Risk Sürüyor

Next

1993 Nijeryası’na bir yolculuk: Babamın Gölgesi

Son Yazılar

  • Motorola, Android 17 Beta Programını Yeni Cihazlara Genişletti
  • Bahçeli’den dikkat çeken ‘süreç’ mesajı: ‘Çerçeve yasaya tam destek verilmelidir’
  • İTO’ya göre 199 ürünün fiyatı arttı
  • Aşırı sıcaklar mesai saatlerini kısalttı: Artık 13.00’te paydos
  • Küresel piyasaları sallayan adım: ABD ve Japonya güçlerini birleştirdi
  • Epic Games Store’da Bu Haftanın Ücretsiz Oyunları Belli Oldu
  • CHP Bafra ilçe örgütü YENİ Parti’ye katıldı
  • Robotlar artık işi yarıda kesmeden karar verecek: Gemini Robotics ER 2 duyuruldu
  • Ankara’da bir şahıs evini ateşe verdi
  • Yeni Nesil Mercedes-Benz GLA Elektrikli Seçenekleriyle Tanıtıldı
  • Emekliler için sigorta protokolü
  • CHP Manisa İl Başkanlığı’nda kavga: 1 yaralı
  • Dış dünyayla bağı tamamen kopuktu: 100 yıl sonra adaya ilk kez izin çıktı
  • Lastik değiştirmeye giden elektrikli araç sahipleri şoke oldu
  • Dervişoğlu, şehit er yakınları ve gazilerin eylemine destek için TBMM’den Güvenpark’a yürüdü

Sayaç

Kategoriler

  • Eğitim (1.758)
  • Ekonomi (129)
  • Haber (737)
  • Sağlık (137)
  • Teknoloji (66)
Copyright 2026 — Ankara Egitim. All rights reserved. Blogsy WordPress Theme